Silvan’ın Nüfusu Kaç? Bir Rakamın İçinde Saklanan Binlerce Hikâye Bir Rakamdan Daha Fazlası: Silvan’ı Merak Ettiğim Gün Geçen kış Kayseri’de odamın camından dışarı bakarken elimde eski bir defter vardı. Çocukluğumdan beri yazdığım günlükler, bazen benim en yakın arkadaşım oldu. İnsan bazı şeyleri anlatamadığında kelimelere sığınıyor. O gün de öyle bir gündü. Defterimin boş bir sayfasına şu cümleyi yazmışım: “Bazı şehirleri tanımak için haritaya değil, insanlarına bakmak gerekir.” O an aklıma Silvan geldi. Diyarbakır’ın tarihi ilçelerinden biri olan Silvan hakkında daha fazla şey öğrenmek istedim. İlk baktığım şeylerden biri de doğal olarak nüfusuydu. Çünkü bir yerin nüfusu bana her zaman sadece…
Yorum BırakEtiket: de
İstanbul’da Günlük Hayat İçinde Çay Kültürüne Bakış İstanbul’da yaşarken bazı şeyler vardır ki hem çok sıradan hem de derin anlamlar taşır. Sabah işe giderken metrobüste elinde ince belli bardakta çay tutan biri, sokak arasında küçük bir tezgâhta demli çay satan bir seyyar satıcı ya da ofiste toplantıdan önce herkese tek tek çay soran sekreter… Bunların hepsi gündelik akışın parçası gibi görünür ama aslında toplumsal ilişkilerin, görünmeyen emeğin ve sosyal hiyerarşilerin küçük yansımalarıdır. Çay, Türkiye’de sadece bir içecek değildir; sosyal temasın dili, sınıf farklarının örtüsü, cinsiyet rollerinin sessiz bir sahnesi ve bazen de dayanışmanın en sade biçimidir. Özellikle “Türk çayının çeşitleri…
Yorum BırakBugün Coro sayfasında “Muavin defter nasıl okunur” üzerine hazırladığımız içeriği sizlerle buluşturuyoruz. Muavin defter nasıl okunur? Nedir bu defter? Sabah İzmir’de otobüse bindiğimde, güne dair tek isteğim genelde şudur: cam kenarı, hafif esinti ve mümkünse kimsenin “abi biraz ilerler misin?” dememesi. Ama hayat tabii ki benim istek listemi pek umursamaz. Bir gün yine 502’ye sıkışmış halde giderken, önümde iki kişinin konuşmasına kulak misafiri oldum: — “Muavin defterine baktın mı?” — “Bakıyorum da anlamıyorum, Excel mi bu şimdi?” İşte o an kafamda bir ampul değil, resmen küçük bir neon tabela yandı: Muavin defter nasıl okunur? Çünkü kabul edelim; bu isim bile…
Yorum BırakHidrosferde Neler Bulunur? Edebiyatın Suyun Derinliklerine Yolculuğu Kelimenin gücü, derinlikleri olan bir okyanus gibidir. Bir cümle, bir parantez içinde gizlenmiş anlamlar, okurun ruhuna dokunur, onu başka bir dünyaya taşır. Edebiyat, tıpkı bir okyanus gibi, çok katmanlı ve keşfedilmesi gereken derinliklerle doludur. Bu bakış açısıyla, hidrosferi yalnızca bir doğal sistem olarak değil, insan zihninin sonsuz hayal gücünün şekillendirdiği bir metafor olarak da değerlendirebiliriz. Peki, edebiyatın gözünden bakıldığında, hidrosferde neler bulunur? Belki de en derin okyanuslarda kaybolan kelimelerdir; belki de her bir su damlası, bir karakterin içsel yolculuğunu simgeler. Edebiyat, suyu ve onun sonsuzluğunu hep bir arayış, bir dönüşüm ve bir keşif…
6 YorumHedonizm Nedir Psikoloji? Tarihten Günümüze Haz Arayışının İnsan Hikâyesi Bir tarihçi olarak geçmişi incelerken hep aynı soruyla karşılaşırım: İnsan neden mutlu olmak ister? Bu soru, yalnızca felsefenin değil, aynı zamanda psikolojinin de kalbinde yer alır. Hedonizm — yani hazcılık — ilk bakışta bencil bir zevk peşinde koşma öğretisi gibi görünse de, aslında insanın tarih boyunca değişmeyen varoluşsal bir çabasını yansıtır: acıdan kaçmak, mutluluğa yönelmek. Antik Yunan’dan günümüz psikolojisine uzanan bu yolculuk, bize yalnızca bir düşünce akımını değil, aynı zamanda insan ruhunun dönüşümünü anlatır. Antik Çağ’da Hedonizmin Doğuşu: Epiküros’un Sessiz Devrimi Hedonizmin tarihsel kökleri, Antik Yunan’a dayanır. Epiküros ve takipçileri, hazza…
6 YorumKapatmak Türkçe mi? | Bir Kelimenin Peşinde Felsefi Bir Macera Dil dediğimiz şey, aslında hayatın aynasıdır. Biz değiştikçe, dilimiz de değişir; yeni kavramlar, yeni kelimeler doğar, eskiler bazen tarih olur. İşte bugün, kulağa sıradan gelen ama içine daldıkça derinleşen bir kelimenin peşine düşüyoruz: “Kapatmak.” Türkçe mi? Türkçe de olsa ne kadar “bizden”? Belki de mesele sadece kelimenin kökeni değil, onu nasıl algıladığımızdır. Hadi gelin, bu kelimeyi farklı bakış açılarıyla masaya yatıralım. ☕️ — “Kapatmak” Kelimesinin Köklerine Yolculuk İlk adımı meraklı bir dil dedektifi gibi atalım. “Kapatmak” kelimesi Türkçe’nin öz malı gibi dursa da, aslında kökenine baktığımızda “kapamak” fiilinden türediğini görürüz.…
10 YorumKanunlar Nasıl Onaylanır? Geleceğin Toplumunu Şekillendiren Sürecin Derinliklerine Bir Yolculuk Samimi Bir Başlangıç: Geleceğin Yasalarını Birlikte Düşünmek Kanunlar yalnızca bugünün sorunlarını çözmek için değil, aynı zamanda geleceği inşa etmek için de var. Peki, birkaç yıl sonra ya da birkaç on yıl sonra bu süreç nasıl işleyecek? Hangi dinamikler, hangi teknolojiler ve hangi toplumsal beklentiler kanunların doğuşunu etkileyecek? Bu yazıda, birlikte beyin fırtınası yapar gibi düşünerek, “kanunlar nasıl onaylanır?” sorusunu yalnızca bugünün perspektifinden değil, geleceğin olasılıklarıyla da ele alacağız. Mevcut Süreç: Kanunların Onaylanma Mekanizması Bugün bildiğimiz şekliyle kanunların onaylanması oldukça sistematik bir süreçtir. Genellikle yürütme organı (örneğin hükümet) veya yasama üyeleri…
8 YorumYapıca Cümleler Ne Demek? Geçmişin İzinde, Bugünün Dilinde Geçmişi Anlamaya ve Günümüzle Bağ Kurmaya Çalışan Bir Tarihçinin Girişi Geçmişin izlerini sürmek, sadece tarihi olayları öğrenmek değil, aynı zamanda bu olayların günümüzde nasıl şekillendiğini ve etkilerini nasıl hissettirdiğini anlamaktır. Bir tarihçi olarak, geçmişin derinliklerine indiğimizde, her şeyin bir yapısı, bir düzeni ve bir bağlantısı olduğunu görürüz. Bu bağlamda dil, toplumların düşünsel yapılarının bir yansıması olarak ortaya çıkar. Toplumlar zaman içinde dönüşürken, dil de bu dönüşümün bir parçası olur. Peki, dildeki yapılar, özellikle de yapıca cümleler, bize nasıl bir anlam dünyası sunar? Geçmişte toplumsal yapıların nasıl şekillendiğini anlamamıza nasıl yardımcı olabilir? Bugün,…
14 YorumKan Bağı Olmayan Kardeşler Evlenebilir mi? Geleceğin Toplumu Bu Soruyu Yeniden Yazabilir! İnsanoğlunun en büyük meraklarından biri, gelecekte “normal” dediğimiz şeylerin nasıl değişeceği. Bugün kulağa tuhaf gelen fikirler, yarının sıradan gerçekleri olabilir. “Kan bağı olmayan kardeşler evlenebilir mi?” sorusu da tam olarak bu tartışmanın merkezinde duruyor. Bu sadece bir hukuk veya din meselesi değil; toplumsal algının, etik anlayışının ve hatta insan ilişkilerinin geleceğini sorgulayan kocaman bir soru işareti. Hadi gelin, bu meseleyi bir beyin fırtınası gibi ele alalım. Erkeklerin Analitik Gözüyle: Mantık mı, Norm mu? Erkekler genellikle meseleye daha stratejik ve kural odaklı yaklaşır. Onlara göre, eğer iki insanın arasında…
10 YorumMadalyonun Ters Tarafı Ne Anlama Gelir? Felsefi Bir Bakış Bir filozof için gerçek hiçbir zaman tek yönlü değildir. Her düşünce, her eylem, hatta her insan bile bir madalyon gibidir — parlak bir yüzü ve gölgede kalan bir tarafı vardır. “Madalyonun ters tarafı” ifadesi, yalnızca bir deyim değil, aynı zamanda varoluşun çok katmanlı doğasına yapılan derin bir göndermedir. İnsan zihni, gördüğünü anlamakla yetinmez; görünmeyeni de anlamlandırmak ister. İşte bu çaba, felsefenin özüdür. Etik Açıdan Madalyonun Ters Tarafı: İyilik ve Kötülüğün Kesişimi Etik, insan davranışlarının değerini sorgularken madalyonun iki yüzüyle uğraşır: iyi ve kötü. Bir eylem dışarıdan “iyi” görünebilir, ancak niyet ya…
10 Yorum