Fener’e Kaç Kişi Çıkacak? Fenerbahçe taraftarının gözündeki o heyecanlı bakışı bir düşünün. Fenerbahçe’nin maçlarını izlerken, tribünlere her zaman aynı soruyu duyarsınız: “Fener’e kaç kişi çıkacak?” Bu soru, maç başlamadan önce herkesin kafasında beliren, ama bir türlü cevabı netleşmeyen bir muamma. Ancak işin içinde sadece heyecan değil, aslında bilimsel bir bakış açısı da var. Gerçekten Fenerbahçe’nin maçlarına kaç kişi çıkacak? Gelin, bu soruyu hem merak uyandıracak hem de kolayca anlaşılacak şekilde, bilimsel bir mercekten inceleyelim. Maç Gününde Fenerbahçe’ye Kaç Taraftar Gelecek? İlk olarak, işin temeline bakalım. Fenerbahçe’nin maçlarında stadın kapasitesi 50 bin civarında. Ama tribünlerin dolup dolmayacağına dair kesin bir bilgi…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Ceninin Taraf Ehliyeti Var Mı? Bir Siyasi İnceleme Günümüz siyaseti, her an değişen ve dinamik bir yapıya sahip. Toplumsal düzenin nasıl şekilleneceği, iktidarın kimde olduğu, kurumların nasıl işlediği ve yurttaşların devletle olan ilişkisi, modern demokrasilerin temel yapı taşlarını oluşturuyor. Ancak bu süreçlerde, kimi zaman en temel sorular bile göz ardı edilebiliyor: Bir insanın ya da bir toplumun, siyasal süreçlere katılma ehliyeti ne kadar geniştir? Özellikle iktidarın, kurumların ve ideolojilerin etkileşimde olduğu noktada, bireylerin bu süreçlere dâhil olma biçimleri ne kadar özgürdür? Bu yazıda, “Ceninin taraf ehliyeti var mı?” sorusuna siyaset bilimi çerçevesinden yanıt arayacağız. Bu soruya yaklaşırken, sadece teorik tartışmalarla…
Yorum BırakAç Karnına Çiğ Köfte Yenir Mi? Felsefi Bir Sorgulama Bir zamanlar, bir sabah uyanıp yatağınızdan kalktınız, bir şekilde açsınız ve ilk aklınıza gelen şey, sevdiğiniz o yiyeceği tüketmek oluyor: çiğ köfte. Gözünüzde canlanan bu düşünce, daha fazla ertelenemeyecek kadar güçlü. Ama o sırada bir soru beliriyor zihninizde: Aç karna çiğ köfte yenir mi? Bu basit ama derin soru, aslında insanın etrafındaki dünyayı, kendi vücudunu ve etik seçimlerini nasıl algıladığına dair çok daha büyük bir anlam taşıyor. Felsefe, sorulara yalnızca cevaplar bulmakla kalmaz, aynı zamanda bu soruların ardındaki anlamı keşfetmemize de olanak tanır. Bu yazıda, aç karna çiğ köfte yenilip yenilemeyeceğini,…
Yorum BırakAraba Oyunu Ne Demektir? Dijital Dünyadaki Yeri ve Evrimi Hepimiz çocukken bir şekilde araba oyunlarıyla tanışmışızdır. Belki eski bilgisayarlarımızda, belki de ilk oyun konsolunda… Araba oyunları, özellikle 90’lı yıllarda, gençler ve çocuklar için vazgeçilmez bir eğlencenin parçasıydı. Ama şu an düşündüğümüzde, bu oyunların anlamı ve yerini nasıl algılıyoruz? Gerçekten de araba oyunu ne demektir, sadece eğlenceli bir zaman geçirme aracından ibaret midir? Yoksa bu dijital dünyadaki bir yansıma, hayatlarımızın hızla değişen bir parçası mı? Araba Oyunlarının Tarihsel Kökenleri Araba oyunlarının tarihini, dijital oyunların doğuşuna kadar götürebiliriz. İlk video oyunlarından biri olan Pong’un ardından, oyun dünyasına hızlıca farklı türler girmeye başladı.…
Yorum BırakElhanı Şita Ne Zaman Yazıldı? Bir Eleştiri Yazısı Herkesin çokça övdüğü, bazılarının ise bir o kadar şüpheli bir gözle baktığı “Elhanı Şita” hakkında konuşmak istiyorum. Şiir dünyasında yıllarca adından bahsedilen, okunduğu her ortamda farklı yorumlar yapılan bu eser, ne zaman yazıldığı konusunda hala bir tartışma konusu. Ama bence daha büyük bir soru var: Gerçekten ne zaman yazıldığına dair derinlemesine bir sorgulama yapmalı mıyız, yoksa eserin zamanlaması konusunda gereksiz bir kafa karışıklığı mı yaşıyoruz? Hadi, gelin bunun üzerine kafa yoralım. Elhanı Şita: Klasik Bir Şiir Mi, Yoksa Modası Geçmiş Bir Eser Mi? Öncelikle şunu netleştireyim: “Elhanı Şita” zamanına göre önemli bir…
Yorum BırakKaynakların Kıtlığı, Seçimler ve İcralık Borç Değişimi Üzerine İlk Bakış Kaynakların kıt olduğu bir dünyada yaşıyoruz; ekonomik aktörler olarak sınırlı bütçeler, zaman ve fırsatlarla karşı karşıyayız. Bu sınırlılıklar seçimler yapmamıza zorlar—her seçim bir fırsat maliyeti doğurur. Borç vermek veya borcu devretmek gibi kararlar da bu bağlamda ele alınabilir. “İcralık borç devredilir mi?” sorusu sadece hukuki bir mesele değildir; aynı zamanda mikroekonomik davranışlardan makroekonomik politika çerçevelerine, bireysel karar mekanizmalarından toplumsal refaha kadar uzanan bir dizi ekonomik ve davranışsal etkiyi barındırır. İcralık Borç Devredilir mi? Hukuki ve Ekonomik Temel İcralık borç, alacaklının icra takibi başlattığı ve borcun yasal yaptırımlarla tahsil edilmeye çalışıldığı…
Yorum BırakTürk Askerine Verilen Ad Nedir? Felsefi Bir Bakış Bir sabah düşünün: Sokakta yürürken bir asker selam verir size. Ona “Türk askeri” dediğinizde neyi kast ediyorsunuz? Beden ve üniforma mı, yoksa ona yüklediğiniz değerler, idealler ve görev anlayışı mı? Bu soruyu sormak, etik, epistemoloji ve ontoloji açısından insan varoluşuna dair derin bir sorgulama başlatır. Çünkü bir isim, sadece bir tanım değil, aynı zamanda bir toplumsal inşa, bir bilgi iddiası ve bir değer sistemi taşır. Bu yazıda “Türk askerine verilen ad”ı felsefi bir mercekten incelerken, hem bireysel hem de toplumsal katmanlarıyla ele alacağız; farklı filozofların görüşleri, çağdaş örnekler ve teorik modeller üzerinden…
Yorum BırakMaşa Raptiye: İktidar, Kurumlar ve Demokrasi Üzerine Derinlemesine Bir İnceleme Günümüzde toplumlar, her ne kadar farklı coğrafyalarda, kültürlerde ve siyasi yapılandırmalarda varlıklarını sürdürseler de, bir noktada birbirine benzer bir temel soruya odaklanıyorlar: Güç ilişkileri nasıl işler? Gücün nasıl elde edildiği, nasıl sürdürüldüğü ve bu gücün toplumsal düzeni şekillendirme biçimi, siyaset biliminin en eski ve en merkezi sorularından biridir. Peki, güç ilişkileri ile kurulan bu toplumsal düzen, ne kadar meşru ve ne kadar katılımcıdır? Maşa raptiye gibi görünebilecek, fakat aslında derin toplumsal ve siyasi anlamlar taşıyan bir metafor üzerinden bu soruları sorgulamak, siyasetin karmaşıklığını ve paradokslarını anlamamıza yardımcı olabilir. Maşa Raptiye…
Yorum BırakEv Anahtarı Kaybolursa Ne Olur? – Güç, İktidar ve Toplumsal Düzen Üzerine Bir Analiz Düşünün ki, ev anahtarınız kayboldu. Bu, sıradan bir kayboluş gibi görünebilir; ancak, aslında sadece bir nesnenin kaybolmasından çok daha fazlasıdır. Bu kayboluş, toplumun işleyişi, iktidar ilişkileri ve düzenin nasıl şekillendiği hakkında derinlemesine sorular ortaya koyabilir. Zira bir anahtar kaybolduğunda, sadece fiziksel bir nesneye veda etmiyor, aynı zamanda o nesnenin etrafında kurulu olan düzenin, güvenlik hissinin ve toplumsal yapının da zayıfladığını hissedersiniz. Bu yazı, ev anahtarının kaybolması metaforundan hareketle, toplumsal düzeni, iktidar ilişkilerini, kurumların rolünü ve yurttaşlık kavramlarını ele alarak, meşruiyet ve katılım gibi önemli kavramları sorgulayacak.…
Yorum BırakBileme Taşı Kaç Kum? Felsefi Bir Soru Üzerine Düşünceler Bir düşünceyi olabildiğince derinlemesine sorgulamak, felsefenin en temel amacıdır. Öyleyse, şunu soralım: Bileme taşı kaç kumdur? Bu soru, bir taşın üzerindeki kısıtlı sayıda kum tanesinin toplamını hesaplarken akla gelebilecek bir soru gibi görünebilir. Ancak, aynı zamanda daha derin bir felsefi anlam taşır: Bir şeyin tam olarak ne olduğunu bilebilir miyiz? Ya da bir şeyin tam sayısını belirlemek, gerçekten mümkün müdür? Bileme taşı, bu soruya cevap arayışının bir aracı olabilir. Bu yazıda, “Bileme taşı kaç kum?” sorusunu, etik, epistemoloji ve ontoloji gibi felsefi perspektiflerden inceleyeceğiz. Hangi temalarla karşılaşıyoruz? Bir şeyin sayılabilirliği ve…
Yorum Bırak